Burdur
İLİMİZİN TARİHÇESİ
Burdur isminin menşei hakkında biraz bilgi vereceğiz. Selçuklular Anadolu fetihleri sırasında Burdur'u fethederler. Köyün
ismini "Ezostas" olarak öğrenirler. Rumca bilmedikleri için manasını
sorarlar. "Burada dur" anlamına geldiğini öğrenirler. Buraya yerleşen
Türkmen aşiretleri "Burada dur" kelimesini zamanla "Burdur" olarak
telaffuz etmeye başlarlar ve bu kelime şehrin yeni ismi olur.
İstasyon civarında bulunan höyüğün ismi "Polydorion"dur. "Polydorion"
eski Rumca'da "tarf taşı, taşlık yer" anlamına gelmektedir. Bizans
döneminde de buraya "Polydorion" denilirdi. Bir rivayete göre "polydorion"
sözcüğü önce "Polydor" olarak söylenmiş, daha sonra da "Burdur" olarak
söylenmiştir.
Kimi kaynaklara göre Burdur yöresinin eski adı "Limobrama" idi. "Limobrama"
kelimesi "göl kenti" anlamına gelen "limonobria" sözcüğünden türemiş,
sonra da değişerek "Burdur" olarak telaffuz edilmeye başlanmıştır.
Burdur şehrini kuran Türkmen boylarından Kınalı aşireti mensupları
burayı bulduklarında, bölgenin güzelliği karşısında "Cennet buradadır"
demişler ve "buradadır" sözü zamanla halk arasında "Burdur" haline
dönüşmüştür.
Bir rivayete göre de, 1071-1100 yıllarında Türkmen boyunu Kınalı
aşireti doğrudan Psidia'ya gelerek "Polydorion" ismi ile anılmakta olan
Burdur'a yerleşir ve diğer Türk boyları gibi çadır hayatı yaşamaya
başlar. Civara yerleşmiş başka bir aşiretin beyi, Kınalı aşiretini
ziyarete gelir ve yaklaşık 200 çadırın düzenli yerleşimi karşısında çok
etkilenir. Duygularını "Ne güzel tirkemiş, ne güzel tirkemiş" sözleri
ile ifade eder. Bu söz aşiret halkının dilinden düşmez ve "Tirkemiş"
yeni yurdun adı olur.
Çay kenarındaki düz alanda kurulan Tirkemiş sel
baskınlarından
ve çevresindeki bataklıklar nedeniyle de sıtmadan etkilenirler. Aşiret
reisi aile reislerini de yanına alarak yeni yer aramaya başlarlar. Yine
çay kenarında Alan Pazarı mevkiinin yeni yerleşim merkezi olarak uygun
olduğuna karar verilir. Aşiret reisi aile reislerini "Sen burada dur!,
sen burada dur!" diyerek yerleştirir. "Burada dur" sözü zamanla aşiret
halkı arasında "Burdur" olarak telaffuz edilmeye başlanır.
Başka bir rivayete göre Burdur'un ilk sakinleri, yerleşmek için yer
ararlarken, içlerinden bir heyet, münasip bir yer bulmak için bazı
denemelere girişirler. Ellerine bir ciğer alarak, göl kıyısına
bırakırlar ve ikinci gün bakarlar ki, ciğer kokuşmuş. Başka bir ciğeri
bugünkü bağ ve bahçelerin bulunduğu yere koyarlar ve bu ciğerde, üç gün
sonra kokuşur. Buranın da yaşamaya elverişli olmadığını gören heyet, bu
defa ciğeri bugünkü Ulu Cami'nin bulunduğu yere koyarlar. Ciğer burada
sekiz günde kokuşur. Bu olay üzerine en sıhhi ve elverişli yerin burası
olduğunu anlayarak, "Burada durulur" derler. Bunun üzerine şehrin adı "Burdur"
olur.
Rivayete göre Selçuklular, Anadolu'yu ele geçirip Konya'yı başkent
yaptıkları sırada, Selçuklu Sultanı bir düş görür. Düşünde atalarından
biri ona; "Er geç bu toprakların tümü senindir. Yarından tezi yok, atını
güneybatıya sür. Biz sana dur deyinceye kadar ilerle!" der. Sultan atına
atlar, yollara düşer. Pek çok yeri ele geçirir. Bir gün ilerlerken "Burada
dur" diye bir ses duyar. Düşünü hatırlayarak durur. Durduğu yerde bir
kasaba kurulur. Adı da "Burada dur"dan esinlenerek "Burdur" olur.
Halk arasında
anlatılan bir rivayete göre de, Horasan'dan Anadolu'ya göç eden bir
Türkmen aşiretinin âmâ, yaşlı reisi vardır. Aşiret, şehrin şimdiki
bulunduğu yere geldiğinde yaşlı reis oğluna seslenir: "Oğul burnuma
güzel kokular gelir. Anlaşılan burası hem sulak, hem de bağlık bir
yerdir. Burada dur, burada ilini kur!" der.Bu yerin adı da zamanla "Burdur"
olarak değişir.
Osman Gazi dönemine ait bir rivayete göre ise; Burdur şöhretli bir
devlet ileri geleninin ismidir.
Burdur
yöresi o güne kadar "Türkmen Halis" ismiyle anılmıştır.Burdur'un Osmanlı
Devleti hakimiyeti altına girmesi ile Osman Gazi'nin hizmetinde ve soylu
bir kimse olan "Burdur" ismindeki zatın ismine izafeten, ele geçirilen
şehre "Burdur" ismi verilmiştir.
Osmanlı Devleti dönemiyle diğer bir rivayette, Yavuz Sultan Selim
Han dönemine aittir. Osmanlı şehzadelerinden Korkut Han'ın biraderi
Yavuz Sultan Selim Han saltanat kavgaları dolayısıyla Teke Beyi Kasım'ı
takip kumandanı olarak Burdur'da olduğu bilinen Korkut Han'ı yakalatmak
için gönderir. Teke Beyi Kasım halkı halen "Sultan Ere (Sultan Nerede?)"
ismiyle anılan derede toplar ve halka Korkut Han'ın nerede olduğunu
sorar. Halkta cevap olarak "Buradadır" der. "Buradadır" sözü zamanla "Burdur"
olur.
Burdur kelimesinin "Bordür"den geldiği söylenir ki, bor bir nevi
tarf ve topraktan müteşekkil bir saha olması itibariyle, civardaki
Uluborlu ve Keçiborlu taraflarındaki halk Burdur ve civarını kastederek
"orası da bordur" yani "buralar gibidir" şeklinde bir ifade
kullanmışlardır. Bu söyleyiş zamanla "Burdur" şekline dönüşmüştür.
Burdur isminin
halen dilimizde kullanılan ve caddelerin kenarlarındaki taşlara verilen
isim bordürden geldiği de rivayet olunmaktadır.
"Burdur" isminin "Burada dur"dan geldiği, bu deyimin yer aldığı
rivayetlerin fazlalığından anlaşılmaktadır. Ancak bu rivayetlerin sadece
Selçuklular dönemine ait olanlarının doğruluk payı büyüktür. Zira
Hamidoğulları zamanında ( Hicri 725- Miladi 1325) Burdur'a gelen ünlü
Arap seyyahı İbn-i Batuta Burdur'un ismini ( Birdir ) olarak yazmıştır.
Bu nedenle Hamidoğulları ve daha sonraki dönemlere ait rivayetlerin
hiçbir geçerliliği yoktur.